Yapay zekâyla kod yazmak artık şaşırtıcı değil. Birkaç cümleyle internet sitesi veya uygulama oluşturabilen araçların sayısı hızla artıyor. Ancak Runway’in bugün duyurduğu Solaris, bu fikri çok daha farklı bir noktaya taşımayı hedefliyor.
Runway, Solaris’i şirketin ilk “Interface World Model”, yani “Arayüz Dünya Modeli” olarak tanımlıyor.
Fikir oldukça radikal: Bir uygulamanın ekranlarını önceden tasarlayıp kodlamak yerine, yapay zekâ kullanıcı uygulamayla etkileşime girdikçe arayüzü gerçek zamanlı olarak oluşturuyor.
Başka bir ifadeyle ekranda gördüğünüz şey sabit bir internet sitesi veya önceden hazırlanmış uygulama ekranı olmak zorunda değil.
Arayüz, yaptığınız harekete göre yeniden üretilebiliyor.
Uygulama kullanırken oluşturuluyor
Bugün kullandığımız hemen hemen bütün dijital ürünler benzer bir mantığa sahip.
Bir tasarımcı uygulamanın nasıl görüneceğini tasarlıyor. Ardından geliştiriciler bu tasarımı kod kullanarak çalışan bir ürüne dönüştürüyor. Kullanıcının hangi butona bastığında ne olacağı da büyük ölçüde önceden belirleniyor.
Solaris ise bu yapının arasındaki kodlama katmanını mümkün olduğunca ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Sistem arayüzü kare kare oluşturuyor ve kullanıcının tıklama, sürükleme veya yazma gibi hareketlerini sonraki karelerin oluşturulmasında kullanıyor.
Bu nedenle Runway, Solaris’i yalnızca yeni bir uygulama oluşturma aracı olarak değil, yazılım arayüzlerinin nasıl çalışabileceğine ilişkin farklı bir yaklaşım olarak konumlandırıyor.
Bir mağaza artık klasik internet sitesi olmak zorunda değil
Runway’in verdiği örneklerden biri çevrim içi alışveriş deneyimi.
Bugünkü bir giyim sitesinde ürün fotoğrafını açıyor, beden seçiyor ve sepete ekliyorsunuz.
Solaris’in öngördüğü sistemde ise mağazanın kendisi interaktif bir ortam haline gelebiliyor.
Örneğin sanal mağazada gördüğünüz bir tişörtü sürükleyerek kendi görüntünüzün üzerine bırakabilir veya mağazadaki nesnelerin yerlerini değiştirebilirsiniz.
Üstelik arayüzün bütün bu ihtimaller için önceden ayrı ayrı programlanması gerekmeyebilir.
Model, kullanıcının hareketini yorumlayarak ekranın bundan sonra nasıl görünmesi gerektiğini üretmeye çalışıyor.
Bu yaklaşım başarılı olursa uygulamalardaki klasik “sayfa → menü → buton → yeni sayfa” yapısını önemli ölçüde değiştirebilir.
Solaris’in arkasında Runway’in video teknolojisi var
Solaris’in çalışma biçiminin arkasında Runway’in yıllardır geliştirdiği video üretim teknolojileri bulunuyor.
Şirket, Solaris’in Gen-4.5 video modelini temel aldığını ve bu modeli kullanıcı etkileşimlerini anlayıp gerçek zamanlı yanıt verecek şekilde uyarladığını açıklıyor.
Sistem iki temel parçayı birlikte kullanıyor.
Dil modeli kullanıcının ne yapmak istediğini yorumlayarak uygulamanın nasıl davranması gerektiğine karar verirken, dünya modeli bunun ekranda nasıl görüneceğini oluşturuyor.
Kısacası bir sistem “ne olması gerektiğini”, diğer sistem ise “bunun nasıl görünmesi gerektiğini” belirliyor.
Runway ayrıca Solaris’in uzun süreli etkileşimlerde görsel tutarlılığı korumaya ve görüntüyü 720p kalitesinde üretmeye odaklandığını belirtiyor.
Runway kendi test sonuçlarını da paylaştı
Şirket Solaris’i kodla oluşturulan arayüzlerle karşılaştıran bir kullanıcı araştırması da gerçekleştirdi.
Runway’in açıkladığı sonuçlara göre 250 kişinin katıldığı ve yaklaşık 7.500 ikili değerlendirmenin yapıldığı testlerde kullanıcılar, verilen komutu takip etme konusunda karşılaştırmaların yüzde 61’inde Solaris’i tercih etti.
Kodla oluşturulan sonuçlar ise yüzde 24 oranında tercih edildi.
“Doğal davranış” değerlendirmesinde fark daha da büyüdü. Katılımcılar Solaris’i karşılaştırmaların yüzde 71’inde, kodlanmış arayüzü ise yüzde 21’inde tercih etti.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bunlar Runway tarafından açıklanan şirket içi araştırma sonuçları. Bağımsız bir benchmark olarak değerlendirilmemeli.
Peki kod gerçekten ortadan kalkıyor mu?
Solaris’in demosu etkileyici olsa da bugün kullandığımız uygulamaların tamamının bir anda ortadan kalkacağını düşünmek için henüz çok erken.
Gerçek bir uygulama yalnızca ekranda görünen arayüzden oluşmuyor.
Veritabanları, kullanıcı hesapları, ödeme sistemleri, güvenlik, API bağlantıları ve erişilebilirlik teknolojileri gibi arka planda çalışan çok sayıda sistem bulunuyor.
Runway de Solaris’in mevcut sınırlamalarından bahsederken erişilebilirlik ve mevcut yazılım altyapısıyla entegrasyon konularının çözülmesi gereken problemler arasında olduğunu kabul ediyor.
Dolayısıyla Solaris’i bugün için “yazılımcıları ortadan kaldıran AI” şeklinde tanımlamak yanıltıcı olur.
Asıl yenilik başka yerde.
İnternetin arayüzü değişebilir
Son birkaç yıldaki yapay zekâ dalgasında bilgisayarlarla iletişim şeklimiz giderek doğal dile kaydı.
Önce yapay zekâya soru sorduk.
Ardından “bana bu görseli oluştur”, “bu videoyu yap” veya “bu internet sitesini kodla” demeye başladık.
Solaris’in ortaya attığı soru ise bundan daha ileri:
Ya uygulamanın kendisi de önceden hazırlanmak zorunda değilse?
Bir alışveriş sitesinin, eğitim uygulamasının veya dijital aracın arayüzü her kullanıcı için o anda yeniden oluşturulabilirse bugün bildiğimiz “uygulama” kavramı bile değişebilir.
Runway’in vizyonunda kullanıcı belirli bir görevi yapmak için uygulamalar arasında dolaşmak yerine, ihtiyaç duyduğu arayüzü o anda karşısında bulabilir.
Bunun gerçekten günlük kullanılan güvenilir yazılımlara dönüşüp dönüşmeyeceğini söylemek için erken.
Çünkü Solaris şu anda genel kullanıma açık değil. Runway, sistemi belirli ortaklarla birlikte halka açmak için çalıştığını ve erken erişim başvurularını kabul ettiğini belirtiyor.
Fakat bugünkü duyurunun gösterdiği yön oldukça ilginç.
Yapay zekâ önce içerik üretmeye başladı. Ardından kod üretmeye geçti.
Şimdi ise kullandığımız dijital ortamın kendisini gerçek zamanlı üretmeye hazırlanıyor.






