Bir öğrencinin önünde 70 sayfalık bir PDF, onlarca sayfa ders notu ve yaklaşan bir sınav olduğunu düşünün.
Normalde bütün bu içeriği okuyup önemli bölümleri çıkarması, sorular hazırlaması ve ardından tekrar yapması gerekiyor.
Gizmo ise bu sürecin önemli bir bölümünü yapay zekâya bırakıyor.
Öğrenci ders notlarını, PDF’lerini, PowerPoint sunumlarını, YouTube videolarını hatta çektiği ders notu fotoğraflarını sisteme ekliyor. Yapay zekâ içeriği analiz ederek çalışılabilir flashcard’lara, quizlere ve ders materyallerine dönüştürüyor.
Ancak Gizmo’yu milyonlarca kullanıcıya ulaştıran tek şey yapay zekâ değil.
Şirket, ders çalışmayı mümkün olduğunca oyun oynuyormuş gibi hissettirmeye çalışıyor.
Sonuç ise dikkat çekici.
2023 yılında 300 binin biraz üzerinde kullanıcısı bulunan Gizmo, 2026’da 13 milyonun üzerinde kullanıcıya ulaştı.
Bu, yaklaşık üç yılda 40 kattan fazla büyüme anlamına geliyor.
Ders notunu yüklüyorsunuz, AI sizin için çalışıyor
Gizmo’nun temel fikri oldukça basit.
Öğrencinin elindeki içeriği çalışılabilir hale getirmek için harcadığı zamanı azaltmak.
Örneğin sınava hazırlanırken elinizde bir PDF olduğunu düşünelim.
PDF’yi Gizmo’ya yüklediğinizde sistem içeriği analiz ederek önemli bilgileri çıkarabiliyor ve bunları flashcard’lara dönüştürebiliyor.
Aynı işlem yalnızca PDF’lerle sınırlı değil.
PowerPoint sunumları, yazılı notlar, YouTube videoları, fotoğraflar, ders kayıtları ve mevcut Quizlet setleri de sisteme aktarılabiliyor.
Ardından öğrenci doğrudan çalışmaya başlayabiliyor.
Gizmo’nun güncel AI Tutor özelliği ise işi bir adım daha ileri götürüyor. Yapay zekâ belirli bir konuyu adım adım anlatabiliyor, öğrencinin yüklediği materyallerden yeni sorular oluşturabiliyor ve konuyu anlayıp anlamadığını test edebiliyor.
Ama asıl fikir yapay zekâdan daha basit
Gizmo’nun büyümesini ilginç yapan nokta burada ortaya çıkıyor.
Şirket yalnızca “AI ile flashcard oluşturuyoruz” demiyor.
Ders çalışmayı sosyal medya ve mobil oyunlarda kullanılan mekaniklere benzetiyor.
Kullanıcılar soru çözdükçe XP kazanıyor.
Seviye atlıyor.
Serilerini, yani streak’lerini koruyor.
Liglerde ilerliyor.
Arkadaşlarıyla birlikte çalışabiliyor ve sıralamalarda birbirleriyle yarışabiliyor.
Kısacası bir öğrencinin Instagram veya TikTok’a tekrar tekrar dönmesini sağlayan bazı oyunlaştırma mekanikleri, bu kez ders çalışmak için kullanılıyor.
Şirketin kurucularının hedefi de en başından beri oldukça netti:
Öğrenmeyi, sosyal medya kullanmak kadar çekici hale getirmek.
2023’te yalnızca 300 bin kullanıcıları vardı
Gizmo’nun bugünkü rakamlarını daha dikkat çekici hale getiren şey şirketin birkaç yıl önceki büyüklüğü.
2023 yılında Gizmo’nun 300 binin biraz üzerinde kullanıcısı bulunuyordu.
O dönemde şirket 3,5 milyon dolarlık seed yatırım almıştı.
Aradan yaklaşık üç yıl geçti.
Bugün Gizmo, 120’den fazla ülkede 13 milyonun üzerinde kullanıcıya sahip olduğunu söylüyor.
Basit bir hesapla kullanıcı tabanı yaklaşık 43 katına çıkmış durumda.
Bu büyüme yatırımcıların da dikkatini çekti.
Şirket Nisan 2026’da 22 milyon dolarlık Series A yatırım turunu tamamladı.
Yatırım turuna Shine Capital liderlik ederken Ada Ventures, Seek Investments, GSV ve daha önce şirkete yatırım yapan NFX de tura katıldı.
Daha ilginç olanı: Bunu küçük bir ekiple yaptılar
Gizmo’nun hikâyesindeki en çarpıcı ayrıntılardan biri ise şirketin büyüklüğü.
22 milyon dolarlık yatırım açıklanmadan önce Gizmo’nun yalnızca yedi çalışanı bulunuyordu.
13 milyon kullanıcı.
120’den fazla ülke.
Ve yalnızca yedi kişilik bir ekip.
Şirket yatırımın ardından mühendislik ve yapay zekâ ekiplerini büyütmeyi ve çalışan sayısını yaklaşık 30’a çıkarmayı planladığını açıkladı.
Bu tablo aynı zamanda yeni nesil AI girişimlerinin ne kadar küçük ekiplerle küresel ölçekte ürün geliştirebildiğinin dikkat çekici örneklerinden biri.
Üç Cambridge mezunu kurdu
Gizmo’nun arkasında Petros Christodoulou, Robin Jack ve Paul Evangelou bulunuyor.
Üç kurucu da Cambridge Üniversitesi mezunu.
Christodoulou daha önce Amazon’da makine öğrenmesi araştırmacısı olarak çalıştı.
Şirketin temelleri 2021 yılında atıldı.
Fakat Gizmo’nun çıkış yaptığı dönem üretken yapay zekânın yaygınlaşmasıyla aynı zamana denk geldi.
AI modellerinin metinleri anlayabilmesi ve yeni sorular üretebilmesi, öğrencilerin kendi çalışma materyallerini birkaç dakika içerisinde kişiselleştirilmiş testlere dönüştürmesini mümkün hale getirdi.
Gizmo ise bu teknolojiyi doğrudan öğrencilerin günlük alışkanlıklarına yerleştirmeye çalıştı.
AI öğretmenin yerini mi alıyor?
Gizmo’nun yükselişi daha büyük bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Bir öğrenci PDF’sini yapay zekâya yükleyebiliyor.
AI önemli noktaları çıkarabiliyor.
Dersi anlatabiliyor.
Soru hazırlayabiliyor.
Yanlış cevabın neden yanlış olduğunu açıklayabiliyor.
Öğrencinin ilerlemesini takip edebiliyor.
Hatta öğrencinin eksik olduğu konulara göre yeni testler oluşturabiliyor.
Bu özelliklerin bir kısmı geçmişte doğrudan bir öğretmen veya özel ders eğitmeniyle ilişkilendirilen görevlerdi.
Ancak buradan “öğretmenlere artık ihtiyaç kalmayacak” sonucuna ulaşmak için henüz çok erken.
Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret değil.
Öğrencinin neden zorlandığını anlamak, motivasyonunu değerlendirmek, eleştirel düşünmesini sağlamak, yanlış bilgiyi fark etmek ve sosyal gelişimine katkıda bulunmak hâlâ insan öğretmenin önemli olduğu alanlar.
Daha gerçekçi ihtimal, yapay zekânın öğretmenin yerine geçmesinden çok öğrenci ile öğretmen arasındaki çalışma biçimini değiştirmesi.
Asıl değişim ders çalışmanın kendisinde olabilir
Gizmo’nun 300 bin kullanıcıdan 13 milyonun üzerine çıkması bu nedenle yalnızca başarılı bir girişimin büyüme hikâyesi değil.
Öğrencilerin teknolojiyle kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini de gösteriyor.
Bir nesil Google’dan araştırma yaparak büyüdü.
Sonraki nesil YouTube’dan ders dinledi.
Şimdi ise öğrenciler ellerindeki ders materyalini yapay zekâya verip kendilerine özel çalışma sistemi oluşturabiliyor.
Ve bu dönüşüm henüz başlangıç aşamasında.
Gizmo’nun üç yılda 40 kattan fazla büyüyerek 13 milyon kullanıcıya ulaşması, öğrencilerin bu yeni çalışma biçimine olan ilgisinin küçümsenemeyecek seviyeye geldiğini gösteriyor.
Asıl soru ise bundan sonra daha da önemli hale gelecek:
Yapay zekâ öğrencilerin çalışma biçimini tamamen değiştirirse, öğretmenin sınıftaki rolü nasıl değişecek?








